
UV lambalarınızın artık çalışmadığını anladığınızda tahmin yürütmeyi bırakın. Uzun süredir UV sistemleri oldukça basitti; bir ampulü prize takıyordunuz ve o da çalışıyordu. Ancak zamanla ampuller bozuluyordu. Çoğumuz, kalite kontrolünden geçememiş kötü ürünlerin elden kaçmaması için zamanlayıcıya veya içgüdülere dayanarak ampulleri değiştiriyorduk.
Ancak durum değişiyor. Artık bu “kör” ampullerden uzaklaşıp, bize bilgi veren sistemlere yöneliyoruz.
Tahmin oyununun sonu
Bilinmesi gereken şu ki, bir lambanın “açık” olması, gerçekten çalıştığı anlamına gelmez. Gücü aynı kalır, ancak ampul yaşlandıkça performansı düşer. Sensörler ve IoT cihazlarını cihazın içine yerleştirerek, ne kadar güç tüketildiğini gerçek zamanlı olarak görebilirsiniz. Bu sayede lambanın performansının düştüğü anı hemen anlayabilirsiniz.
Eksileri (çünkü her zaman bir eksiklik vardır)
Elbette bu çözüm mükemmel değil; bazı dezavantajları var. Tüm bu akıllı donanımların eklenmesiyle elektrik kaynaklarının daha fazla alan kaplaması gerekiyor. Kontrol panelinizin zaten çok dolu olmadığından emin olmalısınız.
Ayrıca, daha fazla elektronik parça eklediğimiz için bunların nerede yer alacağına dikkat etmek gerekiyor. Eğer zemin sallanıyorsa veya çok sıcaksa, bu parçalar zarar görebilir. Nemli bir ortamda ise IP67 sertifikalı bir koruma sağlanmalıdır. Aksi takdirde, bir sorunu başka bir sorunla değiştirmiş olursunuz.
Bu çözümün size sağladığı avantajlar
Elde taşınan bir radyometreyle tek tek lambaları kontrol etmek zorunda kalmadığınızı hayal edin. Bu oldukça zahmetli bir iş. Uzaktan izleme sayesinde sadece bir paneli takip edersiniz. Bir lambanın verimliliği %80’in altına düştüğünde sistem bunu size bildirir. Hemen o lambayı değiştirip işinize devam edebilirsiniz. Üretim durmaz, panik olmaz.
Ayrıca, enerji faturalarınız da genellikle azalır. Bozulan lambaların yerine başka lambalar kullanmak zorunda kalmazsınız. Böylece tüm işlem daha kolay ve stresiz hale gelir.